Üstüngel Arı
Ben bugün Onurcan’a “Bana yardım et” diye bir mesaj atmayı düşündüm. “Bana yardım et. 40 gün sende kalayım. Beni bir şeylerden uzak tut. Arkadaşımsın, bu boka 10 yıl önce battın, buna mecbursun!” Bazı geceler kendimi bu küçük evin bir köşesinde oturup bir yere bakarken yakalıyorum. Köşedeki sandalyede oturup halıya bakarken, yere oturup, sırtımı kanepeye yaslayıp…
Hayır bu olamazdı. İnsanlar turnikelerden geçebilmek için kitaplarını mı basıyorlardı! Bir saniye, hayır hayır, o gördüğüm şey Anadolu motifleriyle süslenmiş ve üzerinde “Elif Şafak – Aşk” yazan bir tren miydi? Herkesin birbirine benzediği yerde, hiç kimse yok demektir –       M. Foucault Sarı çizgiye bakıyordum. Çizgi denemeyecek kadar kalın, ama çizgiden başka bir şey denemeyecek kadar da belirsizdi. Sarı çizgiyi geçmek…