Özgür Atmaca
 Özgür Atmaca’nın KalemKahveKlavye için kaleme aldığı Kentler ve Müzik serisinin diğer yazılarını okumak için TIKLAYIN. Roma’da hiç bitmeyen bir şarkı yakalamış olmalıyım ki defalarca duymaya gittim. Kente ayağımı bastığım anda bir Mahler senfonisi başlıyor. Şehir, asilzade olmayan beni, her seferinde biraz da havaya sokarak üflemelilerle karşılıyor. Metrodan yukarı çıkan merdivenler ve gökyüzünü gördüğümde davullarla artan…
 Özgür Atmaca’nın KalemKahveKlavye için kaleme aldığı Kentler ve Müzik serisinin diğer yazılarını okumak için TIKLAYIN. Yolda olmak herkesin dilindedir. Ama gitmeyi eyleme çevirmek biraz cesaret ister ki her gidiş dönmemeyi de içinde barındırır. Bu yüzden bu eylemi dilden ayağa indirmek zordur. Gitmek; değişmenin, dönüşmenin biraz da görüp dokunup başka hissetmenin ihtiyacından oluşuyor. Başka İnsanlar, başka…
Halka halka büyüyen kakafonik öykülere, anlatımlara  ve susmayışlara dair.. Akustik ve estetik hiçbir geçerliliği olmayan yaşantılarımızda sanırım en çok da kulakların mesaisi hiç bitmiyor. Tüm anlatımlar, uyarıcılar, vericiler duyum sınırlarımızın çok üstünde hareket ediyor. Ses gibi insanı derinden etkileyen, hassas ve nitelikli uyarıcının hangi ara gürültü ile eşdeğer anıldığını hatırlamıyoruz bile. Sanırım, ses’in gürültüye dönüştüğü…
Sanat, ifade olarak insana en çabuk ulaşan ve hisleri o hızda harekete geçiren doğanın muhteşem bir oyunu olduğu gibi, uyumudur da… “ Sanat evrimini tamamladı, bundan sonrası taklide dayalı bir yansımadır.” cümlesini okuduktan sonra aklıma ünlü İngiliz yazar John Fowles’ın şu sözleri geldi ; “ Sanat, bilginin insansı bir stenosudur, bir potadır, bir cebir, düşünce,…