fbpx
Özgür Atmaca
Daha önce ilk kitabı Tekme Tokatlı Şehir Rehberi‘nin yayımlanmasının ardından konuk ettiğimiz Mevsim Yenice ile son kitabı Bilinmeyen Sular’ı ve tamamen müzikle yıkanmış öykülerini konuştuk. -Röp: Özgür Atmaca ** Merhaba Mevsim.  Yine beni kırmadığın için sana çok teşekkür ederim. Bilinmeyen Sular’la harika bir dönüş ve beni çok mutlu eden bir şey oldu. Tekme Tokatlı Şehir…
KalemKahveKlavye’de “Kentler ve Müzik” serisi gibi müzik yazıları kaleme alan Özgür Atmaca‘dan yeni bir seri: Sorular. İlk bölümünü okumakta olduğunuz serinin diğer yazılarına BURADAN ulaşabileceksiniz.   —Görsel: Alev Aysun Atmaca ** … Kulak ver sayfalara… Şimdi tutun, ama “Ben rehber değilim sadece yolu biliyorum,” diyen Cioran’ın elini. “Su dişidir. Sakinliği buradan gelirken, öfkesinde sığınacak liman…
KalemKahveKlavye’de “Kentler ve Müzik” serisi gibi müzik yazıları kaleme alan Özgür Atmaca‘dan yeni bir seri: Sorular. İlk bölümünü okumakta olduğunuz serinin diğer yazılarına BURADAN ulaşabileceksiniz. … Nasıl bir sessizlik haliyse artık bitsin istiyor insan… En saçma haliyle gelsin tüm onanmamış fikirler… Hiçbir şey yapmadığımız boşluklar ve tüm inandırıcılığıyla karşımızda duran an. Kendini sorgulamaktan usanıp sürekli…
Özgür Atmaca’nın KalemKahveKlavye için kaleme aldığı Kentler ve Müzik serisinin diğer yazılarını okumak için TIKLAYIN. Tek başına şarkı olmayı başarmış bir kenti tasvir etmeye çalışmak anlamsız boş bir çaba gibi. Kulaklarımla gördüğümü yazıp sükûna bırakayım. Paris, yükseklere çıkıp baktığınızda düzlemde olan kentlerden. Bu düzlemde her şeyi görebildiğinizi düşünmek ise Paris hakkında duyulan tüm dramatik çıkarımları…
Tekme Tokatlı Şehir Rehberi kitabının yazarı Mevsim Yenice’yle öykülerini, kahramanlarını ve tabii ki müziği konuştuk. “Kimse ölecek gibi durmuyordu. Durağı gelen iniyordu, yerine başkası biniyordu.” Mevsim’in bu cümlesini metro durağında hayatla ilişkilendirmem biraz zaman almadı değil. Kendisine hunharca sorular sormam fikrine de hiç kırmadan olumlu geri dönüş yapınca, geriye sadece konuşup tarihe not düşmek kaldı.…
1761 yılının sonlarına doğru Kasım ayının herhangi bir günüydü. Kalabalık, kaotik, ışıltılı bir yoldan geçtiğim kesindi ama bu yolculuğun nerede sonlanacağını hiç bilmiyordum.                                               Altı yaşında bir çocuğun zihninden süzüldüğümü bilemezdim. Sanırım beni önce çalmış, sonra çizgiler üzerine nota nota vücutlandırmıştı. Artık vardım. İlk olduğumu çok sonra öğrendim. İlk olmak güzeldir. O gün bunu anlamamıştım…
 Özgür Atmaca’nın KalemKahveKlavye için kaleme aldığı Kentler ve Müzik serisinin diğer yazılarını okumak için TIKLAYIN. İki karşı kıyı olan Buda ve Peşt, sade müziğini senfoniye dönüştürmüş, sakinliğin hüküm sürdüğü nadir kentlerdendir. Bunun en büyük sebebi, şehrin Buda denilen yakasının tarihi mimarisinin ve geleneksel yapısının, yaşayanlar tarafından hiç bozulmamış olması, halk şarkılarının ve şiirlerinin temsili gibidir.…
Özgür Atmaca’nın, üçüncü bölümünü Tuğba Keskinkılıç’la paylaştığı Kentler ve Müzik serisinin önceki bölümleri için: Kentler ve Müzik – I  | Kentler ve Müzik II : Roma Çoğu insan alıştığı kültürün dışına çıkmakta zorlanır. Yabancılar belki. Ama bazen duyduğun-gördüğün şey olağanüstü-dışıysa hayallerinin bile ötesine geçer. İlk kez gittiği kent, doğduğu topraklardan daha çok evinde hissettirebilir. Uzun…
Hep şöyle düşünürüm, iyi konserler bittiğinde keşke bir süre hiç ses çıkarılmasa da havada kalan o muhteşem melodi sarmalları, salona ve üzerimize sinse. Hatta nefesimizle içimize iyice yerleşse. Ama o ilk alkış tüm fiziksel dengelerle oynuyor sanırım. Asıl sorunumuz dinlemekle alakalı. İnsanın herhangi bir işe odaklanma süresini de hesaba katarsak, herhangi bir konuyu ve konuşanı…