fbpx
Nazlı Doğan Özsöz
“Ancak ölüm, göğsünüzde kavuşmaz da gövdenize dar gelirse, o zaman fena; o zaman ölümün sefaleti başlar.”[1]  Akın Çokuğurluel’in üçüncü romanı Çobanaldatan, okudukça bir fotoğraf karesinden filme dönüşüyor adeta. İlk sayfalarda diline alışmakta güçlük çeksem de yazarın, zaman içinde yapmaya çalıştığı şeyi fark ettiğimi sanıyorum. Fotoğraftan filme dönmek dedim ya; metin başladığında kahramanın gözünden okuduğumuz bu…
“Söğüt ağacının altında kalbi kırılmışlar oturur. Çünkü söğüt ağacı salkım salkım yere uzanan dallarıyla, bir ardıca göre ince ama heybetli gövdesiyle, tatlı yeşil yapraklarıyla kalbi kırılmışları tedavi eder. Çıkardığı iç gıdıklayan hışırtı ile huzur, metrelerce derine saldığı kökleriyle güven verir. Gözlerini kapattığında dünyanın neresinde olduğunu ve hatta hangi zamanda olduğunu bile unutuverir insan. Zihninin içine…
“Düşün azizim, cam kırılıyor bir de etrafına bakıyorsun ki kırılan cam yok… Bu ne demek?” Sevim Burak-Sahibinin Sesi Kendisini bir oyun yazarı olarak görmeyen ve tanımlamayan bir yazardır Sevim Burak. Fakat üslubunu beğenelim ya da beğenmeyelim, oyunlarında yarattığı kadınlar bahsedilmeye değer karakterlerdir. Bu yüzden de ölümünün 35. yılı vesilesiyle, bundan tam sekiz sene önce yazdığım…
“Varsayımların değil, tercihlerin adamıydı.” Kâtip Bartleby- Herman Melville Yazıyı yazmaya başlamadan önce, Herman Melville’in Kâtip Bartleby’sini tekrar okurken, zihnimde Franz Kafka’nın Açlık Sanatçısı öyküsü o kadar çok çaktı ki Kâtip Bartleby’i tek başına yazamayacağımı fark ettim. Böylece Açlık Sanatçısı, Kâtip Bartleby’nin yanına bütün yalnızlığıyla usulca oturdu. Yolun hemen başında iki karakterin de ne kadar yalnız,…