Müslüm Çizmeci
Kafamın güzel olması için maddenin bedenimi terketmesini beklemem gerekti Tertemiz gökyüzünün bulutla kaplanmasını beklemek uzun sürmeyecek Balkondaydım Zayıf ve tekinsizim Bir tekir edasıyla paraşütlenecek anı düşündüm durdum düşüşte Blues beni ayakta tutuyordu Babamın ayak nasırlarını düşündükçe ilk güncellememi keşfettim Siz, insanoğlu nasıl itiraf ediyor kendine, Oradayım Çıplak ve beklemede Tüm sezon forma giymemiş kaleci edasıyla…
ait olmadığım yataklarda uyanırım acil servis ve tımarhane kayıtlarım tutanaklara geçmez adli sicil kaydım her an hayata gözlerini yeni kapamış bir cenin gibi beyazdır rahminde asfaltta teker yakar, semada türbülansa akarım denizde dalga kırar, dehlizde doğaya bakarım çürüyecek ete saygı, eriyecek kemiğe rüzgârı eksik etmem etim, ancak onu terk ettiğimde var olabilir acım bir karabasan…
evvel zaman yıkımı, evle besledim ben ne yiyorsa onu sundum ona o kadar özgürdü ki ne bulursa giydirdi kendini kendine giydirmekte usta usumdaki yıkının bir açıklaması olmalı güzel şeyler hasametli yangınlara gebedir çocuklar marttan evvel kızgın çağ ceplerinde bilindik afiyet kuzgun yanaşıyor iskeleye belli ki aç belli açıkta kalan bir şeyler var belki bir ceviz…
çünkü modern sana her zaman bir çıkış kapısı bırakır uçak modu, kimya endüstrisi, psikolojik terminoloji tabutuna açılmış şirin havalandırma deliklerinden dünyayı dikizliyorsun. işte huzur, şuur, güven peron seni çoğu zaman cezbediyor orada biletini yırtan atlar panayırı yeni bir gösteriyi muştalayan çığırtkanlar aranıyor sigortalı bir ölü olmak istemez misiniz hava deliklerine yeni optik mercekler için fazla…
karanlığın içinden geçiyorum derininde lacivert uğultu bana yeni bir gösteri sunmak için hiç göz değmemiş ışık hüzmeleri öğütüyor öyle olmalı ki kadraja sokulan yarasalar, kuleyi emekleyen yılanlarla gizin kokusunu emiyorlar öyle olduğundan ay iki gecedir ortalıklarda yok öyleyse işte zaman, midemde guruldasın. durdum. gülümsüyordum tam tamına üç saniye şişmanladım. dosdoğru bakarken göz ucundan uçan yıldızın…
  Gazetede “kendimi kaybettim, hükümsüzdür” yazılı ilanı görünce şaşkınlığıma mani olamadım. Kaybetmeden evvel insanın kendini bulması gerekmez miydi? Şaşkınlığım yerini tarife gelmez bir heyecana bıraktı. Belki de kendini bulan ilk insana ulaşabilme ihtimali tüm vücudumu sarıp sarmaladı. Bir süre heyecanımı yatıştırmaya ve bu kayda değer şahsa ulaştığımda ona karşı sarf edeceğim cümleleri kafamda toparlamaya çalıştım.…
Üçüncü bölümünü okumak üzere olduğunuz üçlemenin ilk bölümü için TIKLAYIN. Hala tıklamadıysanız lütfen bu ayıbı bir an önce ÖRTÜNÜZ.     göçebe ölüler için kendini kaybetme kılavuzu “.” Sana yeni bir isim buldum, noktalarla örülmüş bi’ duvarın ardında. Bekliyorum. Çocukken henüz kel olmadan evvel, pek tanıdık ilkokul sırasında o eski ben, taze ben, o klişe soruyla…
İkinci bölümünü okumak üzere olduğunuz üçlemenin ilk bölümü için TIKLAYIN. Hala tıklamadıysanız lütfen bu ayıbı bir an önce ÖRTÜNÜZ.   “Dikkat, bu metinde insan yerleştirme vardır”   göçebe ölüler için kendini kapama kılavuzu “ifade Error ile Mirror arasındaki tunçtan ayaklarımızı örs sayıp yukarı düşmeyi bekledim be abi, dokuz gün dokuz gece; ve bunu gerçekten bekledim. Öyle yazıyordu;…
Müslüm Çizmeci’nin kaleme aldığı bu metin, bir üçlemenin ilk parçası.   Kendiyle Diyalog (En az 2 kişiliklilere özel versiyon*) göçebe ölüler için kendini tanıma kılavuzu “ifade insana ait bir karanlıktır”** Kel olmadan önce güzel çocukmuş, ben de o eski ben değilim, ara sıra arıyor bulamıyorum kendimi cesetlerde. Ölmüşüm, gömenim yok. Gün geçtikçe daha çok konuşuyorum…