fbpx
Koray Sarıdoğan
Murathan Mungan’ın “Kadınlar Arasında” seçkisi ve Sezgin Kaymaz’ın “Deccal’in Hatırı” romanı üzerine… *Bu yazı ilk kez 17 Mart 2014 günü Radikal Kitap ‘ta yayınlanmıştır. Bir edebi metne konu olabilecek şeyleri sıralamak istesek herhalde listenin başına “aşk” geçer. Ne var ki tabiatın özünden doğan, bazen tensel, bazen duygusal anlamlar yüklediğimiz aşk konusu, endüstriyel edebiyatın popülerliğe oynadığı…
Doğrudan fantastik edebiyat içinde değerlendirilemeyecek ancak konusu ve dili itibariyle alaturkanın  fantastiğini anlatan yazarlardan bir seçki. Mehmed Siyah Kalem “Türkiye’de fantastik edebiyat gelişti mi” sorusuna giriş yapabilmek için, herhalde gelişmişliğin kıstaslarını belirlemek gerek. Gelişmenin kıstası nicelikse, bizde zaten fantastik edebiyatın altında değerlendirilecek sayısız eser verildi, veriliyor. Eğer kıstas nitelikse, nitelik sahibi olan, çok okunması veya…
“Katil kim?” sorusundan daha önemli sorular soran ve sorduran polisiyelere bir örnek olarak True Detective ve ilk üç bölümünün düşündürdükleri. Stephen King’in romanından uyarlanan “Under the Dome” dizisinden bu yana yanılmıyorsam ilk kez bir diziyi yazıyorum.  Edebiyatın bir parçası olarak sayılabilecek olan senaryodaki başarısı, buram buram nitelikli sinema kokan, polisiye yapayım derken salt aksiyondan başka…
İhsan Oktay Anar kitapları, kolayca incelenecek ve uzunluğu ile derinliği ne olursa olsun “tamamlanmış” incelemeler yapılabilecek kitaplardan değil. İyi ki de değil. Öncekilere nispeten Galîz Kahraman, dili itibariyle daha yüzeyden, olaylar itibariyle daha yakın dönemden gitmesine rağmen İhsan Oktay Anar kitapları ile ilgili bu geleneği bozmuyor. Roman bölüm araları olmaksızın, sayfa atlamasız başlıyor ve baş…
Anı türü, bir anı bibliyografyası ve Halid Ziya’nın Kırk Yıl incelemesi çerçevesinde edebiyatımızda hatıralar ile ilgili bazı düşünceler. Edebiyat hatıraları, bizde çoğunlukla akademik çalışmalar için kaynak amaçlı ilgi görmüş olsa da edebiyat tarihine ve yazarlara ilgi duyan okurların da zevkle okuyabileceği eserler elbette var. Yarım porsiyonluk eski bir edebiyat öğretmeni olarak, edebiyat hatıraları kapsamında bizim edebiyat tarihimizdeki hatıra türü eserlere ilginin az…
Murat Arda ‘nın Destek Yayınları etiketiyle çıkan “Pelin” adlı romanı ve düşündürdükeri üzerine bir inceleme.   Kitap incelemesi yazmak, mutlaka kitaba mesafeli ve objektif bakmak mıdır, bilemiyorum. Bazen metnin içinden çıkamıyor, kitabın sayfaları arasında bulduğum tenha bir köşeden yazıyorum ne yazacaksam. Murat Arda’nın “Pelin”i için de aynı durum geçerli. Halid Ziya, zamanında “Kırık hayatlar”ı yazmıştı. Sosyolojik şartlar değiştiğinde hayatlar kırılmaya…
Yazarlık ve yazmak, bir filmin doğrudan konusu olduğunda izleyenin merak edeceği ve filmi çekenlerin de ilk değineceği konu, yazarın yazma süreci olur herhalde. Yazar nasıl yazar? En sıradanından en tutkulusuna, tüm yazarların bir ritüeli var mıdır? Yazmadan önce, yazarken ve sonrasında nasıl ruh hallerine girerler? Yazamama sendromu ne menem bir şeydir mesela? Ya da yazarlar, yazmadıkları zamanlarda ne kadar farklıdırlar?…
 Ben manifestomu çok önce yazdım; bu o değil. “Yapıt, tasarımın ölüm maskesidir” der Walter Benjamin. Her şey oldu bitti içimde; bu yazılanlar birer temsil sadece, olanların kendisi değil. Olduğunu sandığımız her şey, temas edilemeyen yerlerde gerçekleşmiştir zaten; biz sadece temsilini sunarız birbirimize. Hiçbir yemek, hayal edildiğindeki lezzeti vermez dile. Bir şiir yoktur ki şairinin kafasındaki…
“Selam Kalender. Koray ben. Seni yazıyorum. Ve hikâyenin sonuna yaklaşıyoruz,” dedim ve ekledim: “Tanrı’nın her şeyi hatırlıyor olması bizi bazen rahatlatır. Bizim yerimize bilip hatırlayan bir yüce bellek var çok şükür, deriz. Ama bir gün onun da hatırlamaktan vazgeçme ihtimali korkuttu beni. Her şeyi bilen Tanrımız, unutmayı da en iyi bilendir şüphesiz. Korktum, tıkandım, bu…