İbrahim Alp Okur
Jean Genet’nin yaşamöyküsüne, kitaplarına, oyunlarına dair bir tersinden inceleme. 10 Maddede “Neden Jean Genet Okumamalıyız?”, İbrahim Alp Okur’un kaleminden KalemKahveKlavye’de. 1 – Temiz başlangıçlardan yanaysanız Jean Genet size göre bir yazar değildir. Çünkü onun aykırılığı doğumuyla birlikte başlar. 19 Aralık 1910 tarihinde, Paris’te gayrimeşru olarak doğan bir çocuktur Genet ve annesi tarafından kimsesizler yurduna terk…
Thomas Bernhard ‘ın hayatı, kitapları, sanatına dair bir tersinden inceleme. 10 Maddede “Neden Thomas Bernhard Okumamalıyız?”, İbrahim Alp Okur’un kaleminden KalemKahveKlavye’de. 1- Durup dururken soğuk, nemli, dört tarafı fayansla döşeli ve alabildiğine karanlık bir bodrum katına yalınayak girmek ister misiniz? Cevabınız hayırsa Thomas Bernhard okumak da istemeyeceksiniz. 2- Memleket ve aile kavramlarına sıcak bakıyorsanız Bernhard’ın…
  Varoluşçu felsefe, başta edebiyat olmak üzere sanatın birçok dalında kendisine yer bulmuştur. Bu sanat dalları arasında en önemlilerinden biri de tiyatrodur. Varoluşçu yazarlar, oyun metinlerini kaleme alırken klasik tiyatro biçimlerinden ve kurallarından dışarı çıkmamışlardır. Absürd tiyatroda gördüğümüz yapıbozumcu yaklaşımlar ve tiyatroyu sarsmak isteyen değişiklikler Varoluşçu tiyatroda karşımıza çıkmaz. Bunun yerine yalın bir aksiyona sahip…
Günümüzün sorunlarını XIX. yüzyılda işleyen Henrik Ibsen, bu yönüyle hem büyük bir hayranlığa, hem de umutsuzluğa neden oluyor. Cinsiyet eşitliğinin, aile içi fiziksel ve psikolojik şiddetin, gerçeğin üstünü örtmeye çalışan çıkarcılığın gündemde hiç olmadığı kadar yer tuttuğu bugünlerde, Ibsen’i yeniden okumak ve anlamak gerekiyor. Bu makalenin birinci bölümünde, Ibsen’in çocukluk ve ilk gençlik yıllarında yaşadıklarının…
  “Olmak ya da olmamak, işte tüm mesele bu.” “Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!” “Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?” Cümleler farklı noktalama işaretleriyle bitse de tartışılan konu aynı. William Shakespeare’in, Hamlet’in ağzından, 1601 yılında dünyaya bıraktığı bir saatli bomba… XIX. yüzyılda Søren Aabye Kierkegaard’ın, Friedrich Nietzsche’nin, Fyodor…
Yapıtı yazarının yaşamından bağımsız olarak inceleyemeyeceğimizi ileri süren eleştiri türleri vardır. Eserin oluşumunun köklerini yazarının köklerinde arayan bu yaklaşım, metinlerdeki otobiyografik öğeler üzerinden giderek çeşitli sonuçlara ulaşır. Yazarın kökeni, ailesi, eğitim durumu, sınıfsal konumu vb. etmenler bu yaklaşımın kullandığı unsurlar arasındadır. Yapıtları yaşamlarından bağımsız olarak incelenemeyecek yazarlar olduğu gibi, hastalıklarından bağımsız olarak incelenemeyecek yazarlar da…
Cevap, belki de sevgidir. İnsanın en fenasında istifade edeceğimiz taraf, o insanda sevilmeye değer olan taraftır belki. Sait Faik Abasıyanık, sevdiği insanları anlattı, biz de sevelim diye. Türk edebiyatının –Tahsin Yücel’in deyişiyle- “kökü kendisinde olan” büyük öykücüsü Sait Faik Abasıyanık’ın ismi söylendiğinde, okuyanların zihninde canlanan resimlerde birbirine benzeyen şeyler vardır. Mesela şiirsellik, yalınlık, yazıya dökülmüş…