fbpx
Erdem Gezginci
Goya bakıştır. Görür seni. Yazılmak istemedikçe içine çeker, sen de görürsün. Bakıştır. Görür seni. Nerede, kiminle, ne yapıyorsun görür ve resmeder. Yağlı boya veya baskı, her ne kullanırsa kullansın, maddenin arkasındakiyle ilgilenir. Yaşamın arkasındaki ölümle mesela ya da çocuğun gözlerindeki ihtiyarla. Ayağına takılan tasma ile kedilerin karşısında gezdirilen karganın kibirli sevincidir ve görmek istediğin, aslında…
 Utanç, babamın artık ölmesi gerektiğini söylüyordu. Yıllar sonra babam öldüğünde utancımın bencil ve halden anlamayan egom olduğunu anladım. Bir şeyleri anlayarak dünyaya karşı diyet ödüyordum. O gün de apartmanlar tarafından sorgulanıyorduk. Dar sokaklar düşüncelerimizde açılan kırbaç yaralarıydı ve mahallemizin haritası bu yaralardan oluşuyordu. Babam pencereden çıkıp avaz avaz bağırmaya başladı. Bittiğini, tükendiğini, artık dayanamadığını haykırıyordu. Üstünü…
 “İşliyor ya sen ona bak!” Böyle diyor Bayram, filmin sonlarına doğru. Kaza sonucu kullanılmaz halde olan arabaya dair söylüyor ama memleketin hali geliyor gözümün önüne. Bu yazı KalemKahveKlavye Dergi’nin Haziran 2014 tarihli 2.sayısında yayımlanmıştır. Soma’daki cinayetin hatırlattığı 1978 yapımı Maden filmindeki gerçek haykırışla: “Asıl orospu çocuğu sizin gibi işçiyi satanlardır!” Ağlama, yıkılma, öfkelen! Yanlış Duymadın:…
İlhami Emin’in Tekin Yayınevi’nden çıkan “Yürüyen Duvar” romanı üzerine  bir Gezginci Erdem incelemesi. Ben Yörük Osman’ın rüyasındayım. Benim de köklerim Makedonya’da, benim de fikrimin özü o çok yakın uzaklarda, yani Balkanlarda. İlhami Emin’in Tekin Yayınevi’nden çıkan “Yürüyen Duvar” romanını okuduğumda silinmeye yüz tutan aidiyetim canlandı. Anadolu’dan Balkanlara, sonra tekrar Balkanlardan Anadolu’ya yapılan göçleri ve bu…
Alef Yayınları’ndan çıkan Monika Maron‘un “Acayip Bir Başlangıç” kitabı üzerine bir Gezginci Erdem incelemesi. Zamana hükmetmek ve söz geçirmek için başlamak gerekir. Başlamak, eylemin kalbi, eylemsizliğin kabridir. Birçok şeye başlıyoruz ve başladığımız şeyi sonlandırıyoruz gibi görünebilir, oysa zaman sonsuzdur. Aklımızdaki olaylar zincirini geçmişten şimdiye, şimdiden geleceğe taşıyan başlangıçlar, cesaret kelimesiyle omuz omuza ilerler genelde. Alef…
Kolektif Kitap’tan çıkan David Hendy imzalı “Gürültü-Sesin Beşeri Tarihi” adlı kitap üzerine bir Gezginci Erdem incelemesi. Sessizlik isteyenler tarafından uyarıldığımız olmuştur muhakkak hayatımızın bir döneminde. Oysa gürültü kavramı insan sesini de içine alan devasa bir alan. Kolektif Kitap’tan çıkan “Gürültü-Sesin Beşeri Tarihi” kitabını okuyunca bu kavrama karşı farkındalığımız artabilir ve belki de onunla baş etmenin…
 Ömer Ayhan imzasıyla İletişim Yayınları’ndan çıkan “Şehrazat” romanı üzerine  bir Gezginci Erdem incelemesi. Bazen hislerimiz bizi bir kitaba götürür. Ömer Ayhan‘ın İletişim Yayınları‘ndan çıkan son romanı “Şehrazat” hislerimin bana getirdiği kitaplardan. Yazar hakkında bilgim yoktu, -bu belki benim ayıbım-, kitabın adını da duymamıştım ve kitabın kapağı da albenili değildi. Kitabı üst raftan, saklandığı yerden elime…
Yapı Kredi Yayınları ‘ndan çıkan Philip Roth imzalı Hayalet Yazar üzerine bir inceleme… Yazarların yolları vardır. Bazıları bu yolu belirgin kılmak istemez ve haritasını kendinden bile saklar. Bazıları ise bilincinde oluşturduğu haritayı okuyucunun önüne serer. İlk bakışta okuyucuyu sevindiren bu lütuf, haritanın üzerindeki hengameye yaklaştıkça okuyucunun hevesini kırar. Büyü veya her neyse işte, o şeyin…
Sel Yayıncılık’tan çıkan “Lilith” ve Babaannemin Usturası” romanlarının yazarı Esra Pekin ile, Gezginci Erdem tarafından gerçekleştirilen röportaj. (Ayrıca bknz: “Babaannemin Usturası Romanının İncelemesi” ) Son dönem yerli yazarlar arasında, ne çok fazla geri planda kalmış ne de itici olacak derecede popüler hale gelmiş isimlerden biri Esra Pekin. Yazdığı konuları sığlığa düşmeden, ayrı ayrı “insan, kadın, yazar” duruşlarının olgun, yontulmuş…