Erdem Gezginci
Gezginci Erdem imzalı bu serinin önceki yazıları için: Savaş Belleğim  |  Futbol Belleğim Erdemli insanlar, kötü insanların gerçek hayatta yaptıklarını kendi hayal dünyalarında yaşamakla yetinen kimselerdir. Sigmund Freud Filistin askısı ve elektrik, sonrasında babaannemin börek yaparken yaktığı yüzlerce kitap, darbe dendiğinde aklıma ilk gelenler. İlk gençliğimin çözülmesi gereken bir bulmacası gibi önümde duruyordu 12 Eylül……
Öğrendikçe topu taca atıyorum ki memleketi iyi etsin doktorlar. Soğuk sprey uygulasınlar en azından, acı çekmeyelim. Yaz tatilinin ilk günü güneşin ilk ışıkları odayı doldurmaya başladığında gözlerimi açtım. Karne, vitrindeki yerini çoktan almış, önlük üç aylığına askıya asılmış, sokak bütün albenisiyle sabaha uyanmıştı. Gözlerimi açtım ama yataktan kalkmadım. Bayrampaşa Çetin Emeç Stadı’nda gittiğim ilk maçı…
Daha önce “Böyle Sustu Zerdüşt” ile tanıdığımız Nicolas Wild’ın yine Esen Kitap etiketiyle basılan “Kabil Disko: Afganistan’da Kaçırılmamayı Nasıl Başardım?” çizgi romanı üzerine bir inceleme. Bir gün Afganistan’a gitmem gerekirse Kabil Disko’yu mutlaka yanıma alacağım. İçindekileri görmeyi ummasam da mizah diline ihtiyacım olacağını düşünüyorum. Kabil Disko tanıdıklık hissini anında veren kitaplardan ve çizgi romanın görsel…
Fernando Pessoa’nın Zeplin Kitap’tan Hakan Akdoğan çevirisiyle çıkan “Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu” kitabı üzerine… İstiyoruz. Somut veya soyut, her şeyi istiyoruz. İşin çığırından çıktığını görenler bile bu gidişatın düzelmesini istiyor. İçimizdeki kadim ışık soldu artık. Ölümsüzlük arzusuna kapılan milyarlarca insan nesnelerin ve nesneleştirilmiş duyguların esiri olmuş. Sartre’ın Bulantısı aklıma geliyor: “Benim bildiğim, nesnelerin insana dokunmaması…
Temsili yeniçeriler Eski İstanbul surlarını tahta kılıçlarıyla dürterken başladı savaşım. Militarist bir yazgım olup olmadığı sorusunu sormak için henüz erkendi ama herkes gibi kana bulaşmıştım. Mehter Marşı eşliğinde şehir düşüyordu ve ben ömrüm boyunca devam edecek olan yalpalamanın ortasında “çaresiz” kod adıyla şehre iz düşüyordum. Doğumumdan tam iki yıl önce memlekette son idam gerçekleşmiş ve küf kokulu hayatların yerini tüketimin plastik…
“Ah ihtiyar medeniyet, çocuklarına sağlam yepyeni bir dünya kurmaktan bunca aciz misin? Bizi yabancı diyarlardan getirttiğin puslu yalanlarla mı besleyeceksin?” (Bu yazı ilk kez, KalemKahveKlavye Dergi’nin 3.sayısında yayımlandı. Yazarın bir “Yeşilçam serisi” niteliğinde yazdığı yazıların ilk parçasını ŞURADAN okuyabilirsiniz.) İSTANBUL ADAM Turist Ömer selamıyla selamlıyorum herkesi. Yandan çarklı, alaycı, akıllı ve daima hüzünlü bir Sadri…
Kafka’nın Dönüşüm’ünden altmış iki yıl önce yayımlanan bu hikaye, böceğe dönüşmeden önce son kale olan saf itiraz etme güdüsü üzerine kurulmuş. Ne yazık ki akabinde böceğe dönüşen insanoğlu, Dönüşüm’ün yayımlanmasının yüzüncü yılında sanırım insanlıktan çıkmak üzere. “Yapmamayı tercih ederim.” Bir cümle üzerine inşa edilen hikaye, “Katip Bartleby”. Okuyucunun hararetle okuyacağı ve bitirdiğinde hakkında hemen hemen…
Jean Echenoz’un Helikopter Yayınları tarafından çevrilen Şimşekler romanı ve Nikola Tesla üzerine bir Gezginci Erdem incelemesi. Kadın ve erkek, televizyon programına çıkar. Aralarında birbirlerini görmelerini engelleyecek bir paravan vardır ve onlar, evlenecekleri insanın paravanın arkasında olmalarını umarlar. Paravan açılır. Televizyon başındaki izleyiciler ve o an orada olan insanlar bu iki insanın ağzından çıkacak sözlere kilitlenirler.…
NTV Yayınları’ndan çıkan çizgi romanından hareketle Don Kişot’un geçmişte ve bugünde değiştirdikleri, yayımlanma geçmişi, Türkiye’de Don Kişot’a bakış, Cervantes’in İstanbul’da esir edilmesi ve muhtelif konular üzerine bir Gezginci Erdem incelemesi.                                 “Romanın babası” Cervantes’tir ve “İlk Modern Roman” Don Kişot’tur.…