fbpx
Çağla Özden
“Straplez olmayacak mı gelinlik, ama çok moda?”   Eksik bir çocuktum ben. Bir dağın tepesinden annemin karnına yuvarlanmış ve parçalara ayrılmışım misali. Sonra da toparlayan olmamış. Ben dahi. Kendini yere göğe sığdıramamış bir akla sahip olmak, günün her saati yeniden, yeniden ve yeniden ölmek gibi. Uyuyup uyandın mı? Tebrikler, doğdun. Şimdi ölümüne kadar durmadan sorgula, zaten önünde 24 saat…
Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı Kedittin Direniş üzerine bir Çağla Özden incelemesi. Beyoğlu’nda doğdum. Ne annemi, ne babamı, ne de kardeşlerimi doğru düzgün hatırlıyorum. Kendime yeni yeni geldiğim zamanlarda bir gün, etrafta çığlık çığlığa bağırıp kaçışan insanların tam ortasında kaldım. Nereye gideceklerini bilemez halde “birilerinden” kaçıyorlardı. Ve o “birileri” bana da korkutucu gelmeye…
Günlerden bir gün, uyandığımda gördüm ki her şey kana bulanmış. Odamın duvarları, hayatımın her bir köşesi, her bir zerrem, hatta uykum, rüyalarım ve kendisinden köşe bucak kaçtığım ruhum. Günün birinde, yıllarca saklandığım inimden, derimden ayrılıp gün yüzüne çıktığımda, güneşin sıcağından çok insanların fazla renkli oluşu gözlerimi aldı, defalarca katlayıp büyük zevkle minicik parçalara böldü. O…
“Baban öldüğünde 6 yaşındaydın Sevim. Ben seni o 6 senede de sevmemiştim.”    “İyice köpürt, iyice!” Ters ters baktı annesi Sevim’e. Elindeki maydanoz demetini soğuk, temiz suyun içine bastı. Bu soğuk duş maydanozları kendilerine getirdi, tüm yaprakları hacim kazandı, Hacer bunu hissetti, kendinden emin bir şekilde yaprakları boşluğa doğru salladı. Hacer, bunun bir gösteri olduğuna inanırdı. Sebzeler ve meyveler, doğru kanalı…
Kürtaj illa depresif bir süreç midir? Richard Brautigan, iki adam, bir kadın, bir bebek ve bir araba ile buna karar verecektir. Aynı anda bir bebek reddedilirken, bir hayat nasıl işlenir, bunu tartışacaklardır. Kitap Kahve Kadın Dost İnziva Güzellik Kaos Yolculuk Kürtaj Richard Brautigan, “Kürtaj” kitabını* yazarken eminim ki böyle başlıklar belirleyerek yola çıkmamıştır. Ama aklında…
Yolun yarısına daha çok varken, yolun başını da geçmiş bir haldeyim. Bazen yaşantımı asansöründe yaşadığım bir apartmana benzetirim. Apartmanın kaç katlı olduğunu bilmiyorum. Belki mütevazı bir apartman değil de, küstahlık abidesi bir plazadır ömrüm. Belki de asansör ters istikamette seyrediyordur, ben burnumla birlikle yukarılarda dolanırken… Ömür dediğin şey çok ve az, tam ve yarım, kuru…
Sanki bir Şaman ayini yapılıyor ve siz içine düşüyorsunuz. Tam yanı başınızda elinde davulu, az sonra transa geçecek bir Şaman adayı var. “Kuşları bir bilmecede gördüm. Akıllarını tamamlayacak vahiyler arıyorlardı. “ Zifiri karanlık, masada ışık. Kapı çalar. “Tok tok! “ Tok çalar kapı, söyleyecekleri olduğundan kapıyı açana saklar açlığını. Kapıyı açarsın. Sımsıkı giyinmiş bir adam,…
Edith Piaf ‘ın 50.ölüm yıldönümünde, Kaldırım Serçesi ‘nin hayatını öne çıkan detaylarla anlatan, Çağla Özden imzalı bir lirik biyografi denemesi. “Benim konservatuarım sokaklardır” diyor elleri güzel, bedeni küçük ama sesi yeri göğü inletecek kadar büyük kadın… Sanatçıların kaderi gibidir, acı çekerek büyümek… Hayatlarına; bolca kayıp, sarsıntı, fakirlik, hastalık sığdırıp, sonra bunlara rağmen en tepeye çıkmayı…