Çağla Özden
“Yeryüzünde kırgın bir çocuk kalmayana dek yazacağım.” Psikoloji, edebiyat, estetik teorisi üzerine yazdığı kitapların yanında kurmaca eserleriyle de tanınan Nihan Kaya’nın İthaki Yayınları’ndan çıkan kitabı “İyi Aile Yoktur”un girişinde bu iddialı cümle karşılıyor sizi.  Ve “Çocukluk cehennemdir,” cümlesi ile başlayan dalga, son cümleye kadar yerini bir tufana bırakıyor.  Nasıl olur bu, çocukluk dünyanın en güzel…
Yekta Kopan’ın Can Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Sıradan Bir Gün”, sıradanlığın aslında nasıl bir karmaşa yaratabileceğini ve belki de ihtiyacımız olan tek şeyin bu “sıradan karmaşa” olduğunu anlatıyor bize… Yazarın, kitabın başkahramanı Armağan için biçtiği rol oldukça ilginç: Armağan Gündoğdu, pazarlamacı eşi ve onun piyasada bir türlü dikiş tutturamayan tiyatro sevdalısı arkadaşının çakırkeyif bir sohbet…
Haruki Murakami’nin ilk romanı “Rüzgârın Şarkısını Dinle”, 1960’lı yılların küçük bir kesitini anlatan, aslında konusu olmayan, yazarın kendi deyimiyle bir roman değil, bir novella.  Murakami, henüz bir bar işletmecisi olduğu zamanlarda, bir beyzbol maçı izlerken aklına düşen “Galiba roman yazabilirim,” fikriyle yazmaya başladığı ödüllü kitabının çevrilmesine yıllar sonra izin verdi. Rüzgârın Şarkısını Dinle,  yazarın külliyatına…
Edebiyat; sevgili arkasından atılan mendilde gizlenmeyi bırakıp rakı masalarına, çay bardaklarına, sevgililerin giderli Facebook iletilerine, kahve kupalarındaki baskılara kafa üstü düşeli çok oldu. Yarası beresi kendine kaldı, bu yaradan Turgut Uyar da nasibini aldı, Edip Cansever de, Tomris Uyar da… Her birine bir rol biçildi, her biri başkalarının hayal ettiği gibi yaşatılmaya başlandı. Aşk, ihtiras,…
Tomris Uyar, Gündökümleri’ndeki yazılarından birinde (Gerçek Okuyucu’ya) yazılarını zamanın bazı magazinsel dergilerinde paylaşma konusunda şöyle diyor: “Gerçek edebiyatın, gerçek dergilerde para edebileceği bir dönemi bekleyecek gücü ve umudu elden bırakmamaya çalışıyorum.” Tomris Uyar’ın “gerçek edebiyat” ve “gerçek dergi” kaygısını taşıdığı yıl 1985. Cümlelerindeki, kanat çırparcasına naif telaşı görmemek mümkün değil. Bu telaşın nedeni elbette edebiyata,…
“Bu kemanın oluşması için tam on yedi tane ağaçla konuşmuş ustası. Keman olmayı kabul edecek ağacı bulana kadar defalarca ormana gidip gelmiş.” Hükmümü verdiklerinde kendimdeydim.  Göz kapaklarım ağırlaşmamış, ellerim titremeye başlamamış ve vücudum kendini yere atmamıştı. Ben her şeye hakimdim, Tanrı her şeye hakimdi, kendi hayatımı başkalarının eline teslim etmek üzereydim. Beni attıkları hücre ne denli küçükse,…
Eline  gözüne hakim olamayanların nadiren başardığı işlerden biridir sözüne hakim olabilmek… Türlü kültürlerin ve öğretilerin baş öğütlerinden biri olan “Diline hakim olmak” ayağı hayattan kaymış insanlar için pek mümkün değildir. Hayata tutunmakta gecikmiş ya da çok erken davranıp yine kaybetmiş insanlar, korkularını, nefretlerini ve pişmanlıklarını dökecekleri bir birikinti ararlar. Bu birikinti, melek ve perilerin esin kaynağı olan masmavi bir göl veya…
Bir cinnetin içinde tam bir beyefendiyle tanıştırılıyorsunuz. O beyefendiden nefret etmeye çalışırken edemiyor, bu yüzden kendinize kızıyorsunuz. Babalar ve oğulları, babalar ve kızları, babalar ve babaları, babalar ve anneleri, babaların şarap çanakları… Babaların gidip dönmediği yollar, ışıklarını yarı açık bıraktıkları evler, kadınlığını çöpe attıkları kadınları, babaların dert yandıkları rakı masaları… Babaların arkasına bastıkları yumurta topuk…
Bilimden felsefeye, sanattan siyasete tarih boyunca dünyayı değiştirdiği düşünülen kitaplara birkaç örnek. Tanrı’nın dahi kelamını kitaplar aracılığıyla ilettiğini göz önüne alırsak, bugün özellikle de bizim coğrafyamızda pek de itibar edilmeyen okuma eyleminin ve kitapların aslında ne kadar önemli olduğunu anlamak zor değil. Tabii anlamanın gereğini yapmak da bir başka aşama… Tanrı’nın kelamı diye başlamışken aşağıdaki kitapların…