Ayşe Özkan
Kapının eşiğinde sessizce oturuyor, bahçeyi izliyordu. Evin önü üstü kapatılmış genişçe bir balkon olarak kullanılıyordu. Buradan evin içine direk girebiliyorduk. Güneş doğmamıştı ama etraf sisle beraber aydınlanmaya başlamıştı. Koridorun sonunda, eşikte onu görünce yaklaşıp “Neden burada oturuyorsun?” dedim. Bahçeden gözlerini ayırmadan “Domuzlar gelmiş, mısır koçanlarını yemişler” dedi. “ Yaban domuzları mı?” diye sordum. Omzunun üzerinden…
Orhan’a… Vazoyu düşürüp kırdı. Dizlerinin üzerinde oturup kırdığı parçaları tek tek toplamaya başladı. Sol eliyle topladığı parçaları sakince sağ eline koydu. Aklından geçen duygu sömürüsü yüklü her şey onunlaydı, gözlerinin önündeydi. Belki de vazoyu bilerek kırmıştı. Bir ara gözlerini kapatıp vazoyu kırdığı her saniyeyi hatırlamaya çalıştı. Göl manzaralı evinde, balkonda sessizce otururken içinden neler aktı…
“Güçlü ol tamam mı, sana diyorum güçlü ol!” diyerek omzumu sıkıca tutuyordu. Ama içimden en derinden gelerek ayaklarımı, kalbimi, ciğerimi, boğazımı, gözlerimi yakan bu acıyı hiçbir şey durduramazdı. Ağzımdan zorlayarak şunu çıkarabildim, “Ben de ölmek istiyorum, böyle yaşayamam,” dedim. Saçlarımı okşayan kardeşim, “Ne yazık ki yaşayacağız,” dedi soğuk, ilaç kokan hastane koridorunda… Yapamadım… Onun ölümünden…
I. Birbirimizi gördük. Tanıştırdılar. O gece çok sarhoştu. Kalabalığın içinde dizimde uyudu. Oradan kalkıp başını yastığa bırakmak istemedim. Ama saçlarını da okşamadım. II. Beraber dans ettik. Yine çok sarhoş olduk. Hiç uyumadan işe gittim. Akşam yine hep beraber buluştuk. Oraya gitmemem lazımdı. Ama gittim. Üzerimdeki badiyi çok beğendiğini, onu tahrik ettiğini söyledi. III. “Kahve içelim…
Babam mutsuz öldü… Çünkü çok hastaydı, ölümden çok korkuyordu. Ölmeden önce benden annemi çağırmamı istedi. Annem onu görmek için yanına girdi. Çıktığında ağlıyordu. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak merdivenleri indi. 10 dakika sonra da o öldü. Babamın ölümü özellikle annemi etkilemişti. Kardeşlerime ve bana olan bağlılığı hastalık derecesine yaklaşmıştı. Bir gün onu karşıma alıp bu ülkeden gitmek…
“… Sevdiğimizle dargın olmak için Deli olmak lazım.” S. T. Coleridge Kanadalı yönetmen Xavier Dolan’ın son filmi “Juste La Fin Du Monde” (It’s Only the End of the World) 2016’da bir kısım tarafından çok beğenilirken diğer bir kısım tarafından çok eleştirildi. Film, 12 yıl önce ailesinden ayrılan yazar Louis (Gaspard Ulliel)’in yıllar sonra doğup büyüdüğü…